Öşür kimlere verilir Diyanet ?

Sefer

Global Mod
Global Mod
Öşür Kimlere Verilir? Diyanet ve Toplumun Perspektifleri Üzerine Eleştirel Bir İnceleme

Kendimden örnek vererek başlamak istiyorum: Bir süre önce, köydeki yaşantımı sorgularken, öşürün kimlere verileceği üzerine daha fazla düşünmeye başladım. Kendi gözlemlerime göre, bazen toplumun öşürü nasıl ve kime vereceğini anlaması zor olabiliyor. Diyanet'in açıkladığı verilere dayanarak, öşürün kimlere verilmesi gerektiğine dair çeşitli görüşler bulunsa da, bazen bu uygulamanın tarihsel ve toplumsal yönleri göz ardı ediliyor. Hangi durumların öşür ödemesi gerektirdiği ve kimlere verileceği konusunda net bir sınırın olmadığını düşünüyorum, ancak yine de dini kaynaklara dayalı bazı düşünceler burada ele alınabilir.

Bu yazıyı yazarken amacım, hem dini perspektifi hem de toplumsal dinamikleri göz önünde bulundurarak, öşürün kimlere verileceği konusunda birkaç farklı bakış açısını paylaşmak. Hem erkeklerin çözüm odaklı yaklaşımını hem de kadınların empatik bakış açısını dahil ederek, her iki görüşü de dengeli bir biçimde değerlendireceğim. Öşürün toplumsal sorumluluğu ve adaletin sağlanması konusundaki gücüne de biraz ışık tutmaya çalışacağım.

Öşür: Tanım ve Temel İlkeler

Öşür, tarım ürünlerinin onda birinin, toplumun ihtiyaç sahiplerine verilmesi anlamına gelir. İslam hukukuna göre, tarım ve hayvancılık gibi üretim alanlarından elde edilen ürünlerin belli bir kısmı, yoksullara, ihtiyaç sahiplerine ve topluma verilmesi gereken bir pay olarak kabul edilir. Diyanet'in açıklamalarına göre, öşür, hem farz bir ibadet hem de toplumsal sorumluluk olarak görülür. Ancak, öşürün kimlere verilmesi gerektiği konusu zaman zaman karışık bir hal alabilir.

Bununla birlikte, İslam’ın sosyal adalet anlayışına göre, öşürün toplumsal bir denetim, yardımlaşma ve dayanışma aracı olduğu unutulmamalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur da, öşürün yalnızca geçim kaynaklarını belirli bir miktar üzerinde olan kişilerden alınması gerektiğidir. Yani fakir ve yoksul olan birinin öşür ödeme yükümlülüğü yoktur.

Diyanet’in Öşür ile İlgili Görüşü

Diyanet'in öşür ile ilgili görüşleri genellikle tarım ürünlerinden elde edilen gelir üzerinden alınan bir oranın doğru bir şekilde dağıtılması gerektiğine vurgu yapar. Bununla birlikte, kimi zaman bu açıklamalar, öşürün kime ve hangi koşullarda verileceği konusundaki belirsizlikleri ortadan kaldırmamaktadır. Diyanet, öşürün tarım ürünlerinden ve topraklardan alınması gerektiğini belirtir, ancak bu payın kimlere dağıtılacağına dair somut bir açıklama yapmak yerine, "toplumun fakirlerine" yönlendirme yapar.

Fakat, toplumun fakirlerinin kimler olduğu ve nasıl belirleneceği konusunda Diyanet’in kesin bir tanım yapmaması, bu konuda kafa karışıklığı yaratabilir. Toplumda kimi insanlar yoksul sayılabilirken, başkaları bu tanımın dışında kalabilir. Peki, bu durumda "yoksul" kavramı ne kadar kesin ve ölçülebilir? Hangi sosyal ve ekonomik durumlar bu kategoriyi oluşturur?

Kadınların Empatik Yaklaşımı ve Erkeklerin Stratejik Görüşleri

Birçok toplumsal meseleyi değerlendirirken, erkeklerin genellikle çözüm odaklı ve stratejik bir bakış açısına sahip olduklarını görürüz. Öşür konusuna da bu açıdan yaklaşan bir erkek, daha çok öşürün adaletli bir şekilde paylaşılmasını ve devletin bu yardımları nasıl denetleyeceğini düşünür. Ancak bu yaklaşım bazen duygusal bağlardan uzak, daha çok bir düzen kurma ve denetim amacı taşır.

Kadınlar ise, toplumsal bağlamda daha empatik ve ilişkisel bir yaklaşım sergileyebilirler. Öşürün kimlere verilmesi gerektiğini tartışırken, kadınlar daha çok bireysel durumları, ailelerin gerçek ihtiyaçlarını ve toplumun dengesini göz önünde bulundurur. Empatik bakış açıları, öşürün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda manevi bir yükümlülük olduğunu da hatırlatır.

Bu farklı bakış açıları, öşürün toplumsal sorumluluk olarak nasıl daha etkili bir şekilde dağıtılabileceği konusunda iki farklı yaklaşımı birleştirir. Toplumun dengesini sağlamak için hem stratejik hem de empatik bir anlayış gereklidir.

Toplumsal Perspektif ve Eleştiriler

Her ne kadar öşür, İslam’ın toplumsal dayanışma anlayışının bir parçası olsa da, bu uygulamanın günümüzde nasıl işlediği üzerine birkaç eleştiri yapılabilir. Öncelikle, öşürün kimlere verileceği konusunda net bir tanımın olmaması, uygulamanın zaman zaman adaletsiz ve keyfi olmasına yol açabilir. Toplumun ihtiyaç sahibi bireyleri arasında kesin bir ayrım yapmak, bazen güçlük yaratabilir. Özellikle köylerde yaşayan insanlar, bazen gereksiz yere öşür ödemekle yükümlü tutulabiliyorlar. Öte yandan, büyük şehirlerdeki modernleşmiş bireylerin bu sorumluluktan kaçmaları, öşürün gereksiz bir yük haline gelmesine sebep olabilir.

Bir başka eleştiri de, öşürün yalnızca tarımsal ürünlerle sınırlı kalmaması gerektiği düşüncesidir. Bugün birçok insan, gelir kaynaklarını yalnızca tarım ve hayvancılıkla elde etmiyor. Bu noktada, toplumun diğer ekonomik sınıflarına yönelik bir düzenleme yapılması, öşürün daha adil bir şekilde dağıtılmasına katkı sağlayabilir.

Sonuç: Düşünmeye Teşvik Edici Sorular

Sonuç olarak, öşürün kimlere verileceği, toplumsal yapıya ve ekonomik duruma göre değişkenlik gösterebilir. Diyanet’in açıklamaları, öşürün adaletli bir şekilde verilmesi gerektiğine dair önemli bir temel sunuyor olsa da, uygulamada belirgin belirsizlikler ve eksiklikler bulunmaktadır. Bu soruları sormak önemlidir:

- Toplumun her bireyi öşür ödemek zorunda mı?

- Yoksulluk kavramı, modern dünyada nasıl tanımlanmalı?

- Öşürün dağıtımını adaletli hale getirmek için hangi reformlar yapılabilir?

Bunlar, üzerinde düşünülmesi gereken ve toplumsal sorumluluk anlayışımızı şekillendirecek sorulardır.
 
Üst