Yugoslavya Mihver Mi Müttefik Mi ?

Murat

New member
Yugoslavya: Mihver mi, Müttefik mi?

İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte dünya tarihindeki büyük güçler arasında askeri ve siyasi hizalanmalar hızla şekillendi. Bu dönemde, pek çok ülke savaşın seyrini belirleyen ittifaklara katıldı. Bu ittifaklar arasında en dikkat çekenler Mihver Devletleri ve Müttefik Devletleri oldu. Ancak, Yugoslavya'nın savaştaki durumu, diğer ülkelerden farklı olarak karmaşık bir seyir izledi. Yugoslavya, savaşa girerken hangi tarafı seçti ve bu seçim nasıl bir etki yarattı? Bu yazıda, Yugoslavya'nın savaştaki konumunu ve savaşa müdahil olma biçimini inceleyeceğiz.

Yugoslavya'nın İkinci Dünya Savaşı'na Giriş Süreci

İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesinden önce Yugoslavya, Avrupa'daki siyasi dengeyi belirleyen birkaç önemli ülkenin arasında yer alıyordu. 1940'larda, Avrupa'nın büyük kısmı, ya Mihver Devletleri'nin ya da Müttefik Devletleri'nin denetimi altındaydı. Yugoslavya ise, her iki tarafla da çeşitli siyasi ve ekonomik bağlara sahipti, ancak belirgin bir taraf seçimi yapmamıştı.

Yugoslavya, 1939 yılında Polonya'nın işgalinden sonra Almanya ve İtalya gibi ülkelerin Avrupa'daki yayılmacı politikalarına karşı dikkatli bir dış politika izledi. 1940'larda, Yugoslavya'nın yönetiminde olan Kral IV. Peter, ülkedeki tarafsızlığı sürdürmeye çalıştı. Ancak, Nazi Almanya'sının Avrupa'daki ilerleyişi ve müttefiklerinin artan baskıları, Yugoslavya'yı bir seçim yapmaya zorladı. Bu süreç, Yugoslavya'nın savaşın hangi tarafında yer alacağı sorusunu gündeme getirdi.

Yugoslavya'nın Mihver Devletleri ile İlişkisi

Yugoslavya, başlangıçta Mihver Devletleri'ne karşı temkinli bir tutum sergilemişti. Ancak 1941 yılında Almanya'nın Balkanlar'daki stratejik hedefleri doğrultusunda, Almanya ve İtalya ile olan ilişkiler giderek yakınlaştı. Almanya, Yugoslavya'nın savaşın dışında kalmasını istemediği için, ülkedeki yönetimle doğrudan temas kurmaya başladı. 1941 yılı Mart ayında, Nazi Almanya'sı ve İtalya, Yugoslavya'yı Üçlü Pakt’a katılmaya ikna etti. Bu durum, Yugoslavya'nın Mihver Devletleri ile ittifak kurduğunu ve savaşa onların yanında girmeye karar verdiğini gösteriyordu.

Ancak, bu ittifak kısa ömürlü oldu. Yugoslavya halkı ve hükümetin büyük bir kısmı, Mihver Devletleri ile yapılan bu anlaşmaya karşıydı. Özellikle askeri liderler ve hükümetin bazı üyeleri, Almanya'nın etkisi altına girmenin ülkenin bağımsızlığına zarar vereceğini düşündüler. Bu iç siyasi çekişmeler, 27 Mart 1941 tarihinde bir darbeye yol açtı. Bu darbe sonucunda, Yugoslavya'da Mihver Devletleri ile ittifak kurmayı kabul eden hükümet devrildi ve yerine anti-Nazi bir yönetim geldi.

Yugoslavya'nın Müttefik Devletleri ile İlişkisi ve Direniş Hareketleri

Mihver Devletleri ile yapılan ittifakın çözümesinin ardından, Yugoslavya hükümeti, Müttefik Devletleri ile bir anlaşma yapma yoluna gitti. Ancak bu, sadece hükümetin değil, aynı zamanda halkın ve yerel direniş gruplarının da bir tercihiydi. Direniş hareketlerinin başında, Josip Broz Tito’nun liderliğindeki Partizanlar yer alıyordu. Tito'nun Partizanları, Nazi Almanya'sının Yugoslavya'daki işgaline karşı halk ayaklanmaları düzenliyor ve Müttefik Devletleri'nden yardım talep ediyordu.

Partizanlar, ülkede büyük bir halk desteği sağladı ve zamanla Nazi Almanyası'na karşı etkili bir direniş gücü haline geldi. Bu süreçte, Müttefik Devletleri, Yugoslavya'daki Partizan hareketini desteklemeye başladı. Müttefik Devletleri, Tito’nun Partizanlarının, Nazi işgaline karşı verdiği direnişi stratejik bir savaş olarak kabul etti ve bu direnişi desteklemek için hava operasyonları ve diğer askeri yardımlar sağladı.

Yugoslavya'nın Savaşın Sonunda Pozisyonu

1943 yılı itibariyle, Yugoslavya'nın durumu belirgin şekilde değişti. Nazi Almanyası'na karşı Partizanlar tarafından yürütülen başarılı direniş, Müttefik Devletleri'nin Yugoslavya'ya olan desteğini artırdı. 1943 yılında, Müttefik Devletleri, Tito’nun Partizan hareketini resmen tanıdı ve Yugoslavya'nın geleceği için Müttefiklerle işbirliği yapmaya karar verdiler.

Bununla birlikte, Yugoslavya’nın savaştan sonra nasıl şekilleneceği konusu da büyük bir tartışma konusu oldu. Tito'nun önderliğindeki Partizanlar, savaşın sonunda Yugoslavya'da komünist bir yönetim kurdu. Bu gelişme, Sovyetler Birliği ile yakın bağlar kurulmasına ve Yugoslavya’nın savaş sonrası dönemde sosyalist bir devlet olarak varlığını sürdürmesine yol açtı.

Sonuç: Yugoslavya’nın Tarafsızlığı ve Savaş İttifakları

Yugoslavya’nın savaşa katılımı, karmaşık bir süreçti ve net bir şekilde Mihver Devletleri veya Müttefik Devletleri’nden birine ait olarak tanımlanamaz. Başlangıçta, Yugoslavya Mihver Devletleri ile ittifak kurmuş olsa da, halkın ve hükümetin büyük kısmının karşı çıkması sonucunda bu ittifak kısa süre içinde çözüldü. Ardından, Müttefik Devletleri ile işbirliği yapılmaya başlandı ve ülke, savaş boyunca Partizan hareketi aracılığıyla Nazi Almanyası’na karşı direndi.

Sonuç olarak, Yugoslavya, savaşın sonunda Müttefik Devletleri ile birlikte savaşı kazanan taraflardan biri oldu. Ancak, savaşın seyrindeki belirsizlik ve hükümetin değişen tutumları, Yugoslavya’nın tarihindeki en önemli dönemeçlerden biri oldu. Savaş sonrası, Tito'nun komünist yönetimi, Yugoslavya'nın siyasi yapısını şekillendirdi ve ülkenin tarihine damgasını vurdu.

Yugoslavya'nın savaşın sonunda kazandığı zafer, büyük bir halk direnişi ve Müttefik Devletleri’nin desteğiyle gerçekleşti. Ancak, Yugoslavya'nın savaş öncesindeki tarafsızlık tutumu ve savaşın sonunda komünist bir yönetim kurması, onun küresel siyasi hizalanmalar arasındaki benzersiz konumunu ortaya koymaktadır.
 
Üst